Kardan Hayat..
Bir kış ayının soğuk, sisli, yalnız, manidar gecesinden yazıyorum bu yazıyı. Beyaz bir gelinlik edasında süslenmiş bu geceye bırakıyorum kendimi.Sanki dünyanın bütün kiri pası haksızlığı bembeyaz bir örtünün altında kalmış gibi... Çaresiz çığlıklara aldırış etmeden batan güneşin, kızılımsı renginden tadıyorum. Ardından ayın ve yıldızların akılalmaz sevdasına şahitlik ediyorum. Meğer ne kadar da masum, süzülüyorlar gökyüzünde. Hayatın biraz olsun anlam kazandığı bu şehirde.. Bazı zamanlarda ucu-bucağı olmayan, bazı zamanlarda ise daracık bir kutu gibi insanı boğan.. Bir umut yolu üzerinde yürürken seyrediyordum gökyüzünün görkemini. Düşünüyorum.. Yüreğimizdeki öfkeyi de karın çamuru kapattığı gibi kapatabilir miydik yoksa sadece sıcak bir közün üstüne düşen kar taneleri gibi anlamsız mı olurdu yüreğimizde öfkeyi saklamak? Belki de yeni bir Ahmet Kaya şarkısı kadar imkansızdı. Öfke, yerini sempatiye bırakmalıydı bu gece ama yaşanmışlıklar ve yaşanmışlıkların sebe...