Kayıtlar

Anılar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kırılmalara Alışma Tabiri

Resim
 Hayat tüm inancınızla birine karşı duyduğunuz sevginin hüzne dönüşme sahnesidir. Ve hayat ilk kırıkların oluştuğu bir durakta tüm kırılmalara alışma tabiridir. Buna sebep olan durumu sorguluyorum. Ve yıllar öncesine küçük bir yolculuğa çıkıyorum. Uzaktan uzağa yakınlık duyduğum birine karşı nedensiz mesefaler girmeye başlıyordu aramıza, arada bir de aramızdaki bağın hiç kopayamayacağına dair bir inanç oluşuyordu içimde.. Garip kurduğum cümleler, düşlerimde ki o, yaşadığım tüm anılarım... Tarifine yetmiyor kelimelerim öyle bir tuhaflıkla doluyum. Hayat diyorum tecrübe kazanmak için yeterli bir zaman sunmuyor. Birine karşı duyduğunuz sevginin küçük kırıntılarla hüzne dönüştürüyor.  Bir yanım tüm hüznümle onda kalmayı beceriyor. Bir yanım da harabeye dönüşüyor hala ve sanırım ansızın bir sarsıntıyla kendimi derin bir enkazın altında buluyorum. İçimde bir felaket kopuyordu. En çokta onu incitiyordum orda... Şöyle söyleyeyim  "Ne kadar kırılırsanız kırılın, insan hep birine s...

Turuncu Başlıklı Kız

Resim
Bazı günlerde birden gözlerimi açarak uyanırım. Üzerimden yorganı atar ve oturmaya başlarım. Gülümserim gülümserim ve ardından bir daha gülümseyip kahkaha atarım. Şarkı söyleyerek o nefret ettiğim yatak örtüsünü zevkle düzeltmeye başlarım. Hissettiğim şey tam olarak coşku, mutluluk ve heyecan. Hayır güzel bir rüyadan uyanmadım. Hatta rüya bile gördüğümü hatırlamıyorum. Bedenimi saran mükemmel bir enerji ile doluyum sanki. Aramızda kalsın ben biraz deli olabilirim.  Bu sabah ta öyle uyandım. Sanırım bugün hayatımın dönüm noktası. Evet kesinlikle tam olarak hissettiğim bu. Bugün harika şeyler olacak. Güzel uyanışımın bir anlamı olmalı değil mi? Yüzümü yıkadım kendime baktım ve sen efsane bir kadınsın dedim kendi kendime. Mutfağa geçip çay demledim ve caz müzik listemi açtım Louris Armstrong vardı listenin ilk başında. 2 yumurta haşladım tabağıma 3 tane yeşil zeytin yarım havuç, elma ve  biraz peynir koydum. Bunları yaparken dans ettim. Neşemse kat kat çoğalan çikolata şölen...

Ya Mutluysak

Resim
Düşümüz kadar var kuramadığımız düşler kadar yokuz. Eksik olan cümleler değil  eksiklik koca bir sessizliğe sürüklemiş bizi... Hapsolduğumuz yalnızlığımızda bucalarken bir kaç ritimle telafi ediyoruz onca anıları... Sonra farkediyoruz. İnsanın en çok kendisiyle alıp veremediği bir şeyleri olur. Herşey yolunda giderken durup durup kendisini mutsuzluğa iten birşeyleri bulması acaba dedirtiyor ya mutluysak ve  mutlu kalmayı bilmiyorsak... Değişmeyen kaderimiz bu mudur? Bütün yollar ayrılırken bir birinden tekrar mutsuzluğun uzandığı yola doğru adım atmak kaderimiz mi? Ne zaman yalnızlaşır ki insan birilerinin gitmesiyle mi yoksa insanın kendisini terk etmesiyle mi başlar yalnızlık? Tam da insanın kendisini terk ettiği an mutlu kalmayı beceremediği andır. Mutsuzluğu tercih ederken yalnızlığa attığı adımlar birer bahanedir. Kader cizgisinde insanın kendisi için mücadelesinin payı vardır. Yani açık olmak gerekirse kaderimiz bir nevi birazda tercihlerimize bağlı bırakılmıştır....

Unutmadığımız Anılar

Resim
Ölsem dahi unutmayacağım dediğiniz kaç anı hatırlıyorsunuz? Kendi adıma söyleyeyim: "Öyle zamanlar oldu ki hiç bitmesin istedim. Ama anılarım birer birer elimden kaçar hale gelmişti."  Onun için unutmak tercihimdi, benim için kaçıştı çünkü kimse kötü zamanlar biriktirmek istemez. Sanırım benim de olumsuzları hayatımdan silmem gerekirdi. Buna rağmen adını koyamadığımız anılarda biriktirdim. İçimdeki yaşama sevincini coşturan anılar... Her anımsamam da küçük gülümsemeler bırakan anılar... Hala hayallerimin malzemesi olan anılarım var. Yine koca eksiklikler var bende sildiğim bir sürü koca zamanlar da var. Ama sizde benim gibisiniz. Adını koyamadığınız anılarınızla bir nevi yaşama sevincinize destek oluyorsunuz. Sıra olumsuzluklara gelince bir sürü acı çekiyorsunuz baş edemeyince de silmeye başlıyorsunuz kötü zamanlarınızı... Sonra hiçleşmiş koca bir boşluk bırakıyoruz. Peki hiçin içini dolduranı duydunuz mu? Hiç içinde ayrı bir parantez açmak lazım sanırım. Varlığ...

Elma kokusunu sever misiniz?

Resim
Elma kokusunu sever misiniz? Ya da şöyle sorayım... Hiç elma yerken boğazınızda bir yanma hissettiniz mi? Hayır mı? O halde size bir olay anlatayım. Bundan tam 37 yıl önce 16 Mart 1988 sabahı... Elma kokusuyla uyandı HALEPÇELİLER...  Sevinçle mutfağa yöneldiler önce... Kokunun mutfaktan gelmediğini anlayınca camlarını açtılar... Baktılar ki koku dışarıdan daha çok çok hissediliyor. Hemen dışarıya akın ettiler merak ve heyacanla... Çıktıklarında gördüler ki herkes aynı merak ve heyacanla dışarıya çıkmış... Hızlı hızlı yürümeye başladılar; kokunun kaynağını aramaya başladılar. Gittikçe şiddetlendi elma kokusu... Ama bir yandan da derinlerinde bir yanma hissetlier sanki... Aldırmadılar ve yürümeye devam ettiler. Bu sefer daha hızlı koşmaya başladı bir çoğu... Koku daha da şiddetlendi. Koşuyorlardı; ama yanıyorlardı da... Yanma artarken derileri morarmaya ve büzülmeye başladığını gördüler korkuyla... Bir an önce suya ulaşmalılardı...  Kendilerini can havliyle suya attık...

Acı Da Bir Nimet Olmalı!

Sizce acı çekmek kötü bişey mi? Eksileri olduğu kadar artıları yok mudur? "Acının da iyi yönü mü olur?" Diye mi düşünmektesiniz. Oluyormuş acınında eksileri olduğu kadar artıları da oluyor. Biz eksikleriyle meşgulken artılarını göz ardı ediyoruz. Düşünün acı kavramını hayatınızdan çıkarmış bulunmaktasınız. Bütün dramatik olaylar karşısında bir tepkiniz yok, sevdiğinden ayrılıyor, sizi terk edenler oluyor, sevdiğiniz biri ölüyor. Ve bu durum karşısında sadece anlamsız bakışlarla izliyorsunuz. Bir kitap okumaya başlıyorsunuz. Kitaptaki tüm duygulara sahipken acıya gelince bir boşluk oluşmaya başlıyor. Bir boşluk var biliyorsunuz. Ama acı diyerek dolduramıyorsunuz. Birini özlüyorsunuz, birileri sizi üzecek, birileri sizi kıracak ama siz bu durum karşısında acı nasıl çekilir bilmeyeceksiniz. Dışarda dolaşacaksınız acı hayatlarıyla boğuşan onca insanlarla karşılacaksınız acılarını paylaşamacaksınız. Acı da bir nimet olmalı değil mi? Acıya da şükredebilmeli insan değil mi? Yo...