Kayıtlar

Tüm Yazılar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Her Kaçış Yüzleşilmeyen Derin Bir Yara

Resim
Kaçtığımız anılar, duygular ve gerçekler zamanla bize dokunulmaz gibi gelir. Gözlerimizi kaçışların ardındaki gerçeklere çevirdiğimizde ise içsel bir yüzleşme başlar. Bu zorlu süreçte derin yaralarımızı açıkça görmek iyileşme yolculuğumuzun ilk adımıdır. Kaçışlar , kendimizi koruma refleksi olarak ortaya çıksa da zamanla zincirleri olmayan bir hapis haline dönüşebilir. Yüzleşmek cesaret gerektirir, ancak bu cesaretle içsel gücümüzü keşfeder ve iyileşmeye başlarız. Kaçışlar sadece dışsal değil, aynı zamanda içsel bir süreçtir. Kendi zihinsel engellerimizle yüzleşmek ve duygusal karmaşalarımızla başa çıkmak içsel bir dönüşümü mümkün kılar. Derin yaraların iyileşmesi için kendi iç dünyamızda yaptığımız bu yolculuk bizi daha güçlü, anlayışlı ve bütünleşmiş bir birey haline getirebilir. Kaçışın ötesinde, yüzleşmenin getirdiği içsel özgürlük ve huzur vardır. Derin yaraların ortaya çıkması ve iyileşmeye başlaması gerçek bir dönüşümü müjdeler. Kaçışlar yerine yüzleşmek, kendi iç dünyamızın der...

Üç Katlı Bina

Resim
Karşımda üç katlı bir bina, yıkık dökük. Boyası gitmiş,sıvası dökülmüş, pencereleri kırık. Karşımda üç katlı bir bina, etrafında kediler yavrularını emziriyor. Ama  içinde yalnızlık  kalabalıkla kol kola geziyor. Bir kadın susmuş gözlerinden akan yaşlar konuşuyor. Adam aldatmış karısını af diliyor kızarmayan yüzüyle, çocuklar perişan biri hapishane parmaklıkları ardında, diğerleri kendilerini kurtarma çabasında.  Bir beton yığını gibi gibi duruyor karşımda ama her bir  tuğlası ağlıyor içeride yaşananlara. Her biri darmadağın olmuş hayatlar, her biri acı içinde insanlar. Karşımda işte o  bina yummuş gözlerini yaşlı kadın, evlatlarının acılarına. Herkes suspus olmuş, ölüm sessizliği almış her bir tarafı. Konuşsalar yıkılacakmış gibi bina... Ah üç katlı bina, her bir duvarında keder, her bir basamağında acı var. Konuş ey bina dök içini, anlat kahrını. Yıllardır durdun da ayakta kimse sormadı sana dayanabilecek misin diye, kaldırabilecek misin onca yükü...

Tecrübe Nedir

Resim
Onca emekle üst üste koyduğumuz umutlarımızı, hafif bir rüzgar esintisi değil miydi yere seren... Kaç gece de toparlamıştık onca düşümüzü, sarsılmaz bağlarımıza ne oldu? İçimizde neden kırıklar oluştu ki... Tecrübe nedir? Kaç kırılmadan sonra kazanılır ki tecrübe, kaç gidene alışıldıktan sonra tecrübeden bahsedilebilir ki. Bu gibi şeylerin tecrübesi olmaz.  Tecrübenin ne olduğunu söyleyeyim mi? Uzayıp giden sorunların merkezindeki bireyler olarak, sanırım deneyimlerimizin hepsi başarıyla sonuçlanması pek mümkün değildir. İşte bu nokta da ister başarılı olalım ister başarısız, deneyimlerimizin sonucundan kendimiz için yapabileceğimiz en iyi seçim tecrübe olarak nitelendirilir. Çünkü en iyi seçimi yapabilme kabiliyeti daha önceki iyi ve kötü tüm sonuçlara karşı bize iyi seçimin hangisi olacağı hakkında yaşamsal bir kurtuluş yolu sunmaya başlıyor. Bu tecrübedir. Örneğin hatalarımızın özgüvenimizi yerle bir ederken, başarının ipini yakaladığımızda devamının kendiliğinden gelmesi durumu...

HAL-İ VAZİYET-1

Resim
"Hani bir mektup yazarsın da sahibine ulaştıramazsın ya. Ne bir adres vardır ne de bir yol. Gidemez öyle yazdığınla kalırsın ya ama sonra bir bakarsın o insan gelir karşına..."   Böyle bir umutla ümitle bekliyor olmak hayatın doğum sancısında ve yaşamda insanı epey yoruyor olsa gerek. Bu umudu bir sızıya benzetebiliriz. Sızı en başta belki hafifti ama daha sonra etkisini arttırarak devam ettirdi ya da tam tersi bir hadise de olabilir. Belki bize bu umudu aşılayan şeyin suretini değil siretini hissettik, anladık. Öyle bir umut beslemeye başladık. Olması gereken de bu: Surete aldanırsak sireti ortaya çıkınca suratına tüküresin gelir.   Peki bize bu umudu yaşatan kalbimiz midir, aklımız mıdır? Herkesin cevabı elbette ki farklı olacaktır ama bu biraz da umudu nasıl tanımladığımıza bağlı değil mi? Benim için "Umut" aklımızın algıladığı, algoritmasını çizdiği ama kalbimizle bütün vücudumuza sirayet eden durumdur. Kalp diyenler çoğu zaman duydudaştır ya da hissiyle duygusu...

Düşünüyorum

Resim
Yaşamımız boyunca, yaşadığımız tüm sorunlarımızı acaba zamansal bir boyutta geçirdiğimiz bir talihsizlik olarak mı nitelendirileceğiz. Yoksa içinde bulunduğumuz mekanın yanlış bir zamana denk geldiğini mı düşünmeye başlayacağız. Bunun ötesinde tüm talihsizlikler karşısında hiç bir şey yapmadan kendimizi kaderin kurbanı mı sayacağız acaba… Bu hayatta yaşanacak ne kadar çok hakikat varmış demek geliyor içimden. Herkesin ayrı bir doğrusu var sanırım. Bizim yaşadığımız coğrafya da öyle bir yer. Büyüklerin akıl hocası olduğu küçüklerin ise onlara itaat etmek zorunda olduğu küçük bir yer… Bir de şunu demek istiyorum. Hakikat nedir? Hakikati ölçme ve değerlendirme anlayışımız neye göre şekilleniyor. İnsanoğlu yaşadığı çağlar boyunca hep bulunduğu dönemin şartlarına bağlı olarak yeni kavramlar üreterek, bunun üzerinde ahlak ve yaşam felsefesine şekil verirken, kişiden kişiye değişen anlayışlar kimisine göre doğru kabul edilirse de tüm insanlar için temel bir doğru hala bulunmamaktadır.  Öy...

HER ŞEY ÜZERİNE

Resim
" Bir şeyi ne kadar istersen, ne kadar çok arzularsan o kadar yalnız kalırsın hayatta" Ah bee Ciritçi Abdullah. Bu sözden de anlamışsındır konuşma ümidiyle düşünceler arttıkça taştı, taştıkça taşıyamadım. Taşıyamadıkça büyük bir yük olarak kaldı üstümde. Yüküm azalır mı bilemem ama düşüncelerim hafifler belki. Konu olarak ne konuşacağız dersen her şeyi konuşacağız. Kalem sayesinde kağıda neyi aktarırsak artık. Konuşmaya çok sevdiğim bir şiirin giriş bölümünü söyleyerek başlamak isterim: Şöyle bir söz vardı; " Ben çiçeklerin samimiyetine inanıyorum. İster tenekeye ekin, ister en pahalı saksılara; emeğiniz kadar güzelleşiyorlar." Biz de sevgimizi yanı başımızdaki toprağa değil de dağdaki taşlara ekmeye kalktık.  Mutluluğu hep bir dağın arkasına bakarak orada zannettik. İşte en büyük en yanılgımız buydu."  Karakoç diyor ki," Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun..." Gerçekten bir şeyleri gerçekleştirmek adına zaman kısa. Aslında zaman hep aynı, hep aynı sey...

Senin Adın Kavuşmak Olsun Sebahattin Abi

Resim
Tarifsiz bir sevdada kimliksiz bir sessizliktin Haykırışlarla çağlarken yüreğim durgun limanımdın Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun Fırtınalarda yolunu kaybeden gemi misali Rotasız ve pusulasız kalmışken yüreğim Ve hoyratça savrulurken bir limandan bir limana Teslim olmuşken kaderine Apansız sana rastladım o limanda Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun..   Bakmaya kıyamazken gözlerine Tutmaya cesaret edemezken ellerini. Ve bütün cümlelerin sustuğu o yerde Sessiz bir haykırıştı yüreğim Eşsiz bir mutluluktu yaşadığım Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun. Son bahar yaprakları dökülürken içimden Hazanı yasarken bahar kokulu sabahlar da Yüreğim üşürdü gözlerimden sel olup akan yağmurda Sırıl sıklam ıslanırken ruhum Solmuştu bahçemde ki tüm güller Sen o bahçemdeki açan tek güldün Sen adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun. Dağ çiçeğim yaban gülüm asi sevdam. Saçının bir teline bir ömür adadığım Gözündeki bir damla yaş...

Paranın Satın Alamayacağı Şeyler Vardır.

Resim
Yazar: Elif İşlek  Altı yıldır sağlık sektöründeyim. Yüzlerce hasta tanıdım. Bir çok hayat hikayesine, birçok mucizeye şahit oldum. Kimi zaman hastalarla üzülüp, kendi köşeme çekilip hıçkırarak ağladım. Kimi zamanlarda da hastaların mutluluğuna ortak oldum.  Çok zengin insanlar tanıdım, yüzü tanıdık, namı bilinen... Hastane koridorlarında sevdikleriyle savaş verirdiler ellerinden hicbisey gelmezdi o an anlardım zengin olması hiçbir şey ifade etmez, parası bile kurtaramazdiı. Bir servet dökerler ama sağlığına kavuşturamazlardı sevdiklerini.  Yine bir hastamiz vardı hasta değildi. Ama her gün hastaneye gelirdi. Bir insan hasta olmadığı halde her gün hastaneye gelir mi?  Gelirdi, çok zengindi. Evleri, yatları, arsaları, son model arabası vardı ama kimsesi yoktu yanlızdı. Evet yapayalnızdı ve sadece birazcık ilgi görmek için her gün gelirdi. Şikayetleri hiç bitmezdi.  Parası olmadığı için tedavi olamayan hastalarda vardı. Sırf maddi açıdan bakamayacaği için gebeliğ...

Hayallerimiz Kırılıyor

Resim
Hayallerimiz kırılıyor. Yine hayal kurar, telafi ederiz bir şekilde... İnsanın hayali olması güzel bişey... Ama hayallerimiz yavaşça bir yok oluşa sürükleniyor farkında mısınız? Gittikçe daha az hayal kurmaya başlıyoruz. Bunu "insan zamanla gerçekliğe daha çok yaklaşır." İfadesiyle açıklayamayız elbette. Hayallerimizden vazgeçmemizin sebepleri var. Sebepler Kurduğumuz ilk hayalin kırıklığına uğradığımız ilk andan sonra; yeni bir hayal kurmaya başlamadan önce; hayatımızın ilk kuşkusunu yanımıza almaya başlıyoruz. Bu kuşku tüm hayatımız boyunca gerçekleştirmek istediğimiz her hayalin önüne engel olmaya yetiyor. Hal böyle olunca yavaşça perdeler çekiyoruz hayallerle aramıza... Evet hayatın gerçeklerini görmemiz gerekir. Ama hayallerin kurulamadığı bir hayatta gerçeklerin kaldıramaz tarafı vardır. İlk başta hayaller olmadan umut etmeyi başaramayız. Güzel bişeyler biriktirmeyi beceremeyiz. Ardımıza baktığımızda şöyle bir anım vardı diyemeyecek duruma geliriz. Hayal kurmadan gerçe...

Zaman baş döndürücü bir hızla geçiyor

Resim
Zaman baş döndürücü bir hızla geçiyor  Zaman baş döndürücü bir hızla geçiyor. Geçiyor geçmesine de bizden çok şeyi de alıp götürüyor. Peki biz zamanın neresindeyiz? Geçen zaman içinde kaç yaprak sararıp toprağa karıştı? Ölüm bizden ne kadar uzak ya da ne kadar yakın? Geriye dönüp baktığımızda sahi neyi başardık... Ardımızda bıraktığımız ya da bizi geride bırakanlar ne kadar bizden razı... Sorunlar burada baş göstermeye başlıyor. Kafamızı meşgul eden bir sürü konuyla boğuşmaya başlıyoruz. Zaman dediğimiz esrarengiz çizgi akıp gidirken boğuştuğumuz sorunlara feda ediyoruz zamanlarımızı... Ardından koca bir yorgunlukla kalakalıyoruz. Eh işte insan zaten mutsuzlukların yansıması değil mi? Belki de sadece mutsuzlukları yansıtabiliyordur. Ancak bunu başarabiliyordur.  Hayatlarımızı akıp geçen zaman içinde birer kabusa dönüştürürken acaba bir an durupta "ben ne yapıyorum diyebiliyor muyuz?" Hep bir düş soğukluğuyla yankılanırken bedenimiz içimizde birer burukluk yatıyor. Ne biz mutl...

Korku Nelere Engel

Resim
Bazen içimizde anlatmak istediğimiz onca konu birikiyor. Ama maalesef söze nasıl gireceğimizi bilmediğimiz için o konular birer kargaşalara dönüşmeye başlıyor. Bu yazıda öyle birikmişliklerin kargaşalığını okuyacağız... Bu kargaşalığın başlangıcında korku vardır. Çünkü korku, insanı hep bir tereddütle baş başa bırakır. İnsan korkunun neye engel olacağını nereden bir nefes eksilticeğini bilemediği için hayat boyunca "acaba şöyle yapsam mı?" Diye hep aklından geçirir. Eğer korkuları ağır basarsa hemen geriye adım atmaya başlıyor. Hatta bazen soluksuz bir kaçış içerisindedir. Böylelikle niyetlendiği durum karşında mağlup olmaya başlıyor. Hayat boyunca korku karşısında bir çok kez yenilen insan korkmaktan bir adım dahi geri adım atamıyor. Bunun yanında tecrübelerimizin bize onlarca kez gösterdiği bir gerçekliğimiz var. "Korkmanın kötü tarafı korktuğunun başına gelmesidir."   Kargaşa burada başlıyor. Bu nedenle korkmamak gerekir. Ama sanırım bu pek mümkün değildir. İste...

İnsanların Biriktirdiği Yağmur Taneleri

Resim
Bulutlar yüklerini kaldıramayınca, yeryüzüne yağmur olarak yağar. Zira insan için de bu durum böyledir. İnsan kendi iç dünyasında dolmaya başlar, bir sürü yükü aynı anda yüklemeye başlayınca taşacak bir liman, tutunacak bir dal, kendisini anlayacak bir dost ister. Tüm bu cümlelerimin üzerine çizikler atarak şöyle ifadeler geliştirmek istiyorum. Artık eskisi gibi güvenecek bir dal, bir insan göremiyoruz. Bu nedenle kendimizi artık bulutlarla kıyaslayacak durumda değiliz. Nitekim, inandığımız her insan bize koca bir hayal kırıklığını yaşatabiliyor. Ve biz artık bulutlar gibi olamayız. İçimizdeki yağmur tanelerini boşaltamayız. Bu ağır yükü kaldırmayı öğrenmeniz gerekecek... Belki de bu yükle yaşamayı öğrenmek gerekecek...  İfadeler Öyle sanıyorum ki zaman zaman söylediklerim her şeyi ifade edecek türde değillerdir. İzahını yaptığım bulutların durumu bizimkisine benzer olsun ya da olmasın. Benim için ifadelerin durumu şöyle izah edilebilir. "Bütün ifadelerimi birer birer ipe asarken,...

Bir insan bir insanı tamamlıyordu

Resim
Bir insan, bir insanı tamamlıyordu; Biz de hala biraz eksikler vardı. Bir baharla uyanıyorsunuz, uyandığınızı düşler misiniz? Çiçekler açmış ve kelebeksiz. Gökkuşağından mor rengini eksiltin... İçinizi bir huzursuzluk kapladı mı? Bir yerleriniz incildi mi? Eksiklikler tam olarak bunu yapar. Bir boşluğa böyle girilir.  Bir insan, bir insanı tamamlıyordu; Bülbül küsmüş, güvercin kafese hapsedilmiş, papatyalar birer birer koparılıyor yaşamlarından... Oysa biz bir kelebeğin uçuşunda severdik insanlarımızı, kuşları kafeslefinden azad ederken tutunurduk yaşama, sevgimiz dilden dile öterken dost canlısı bir sarılmayla bulurduk kendimizi... Ama son zamanların insanları yeryüzünü talan ederken beraberinde sevgilerini ve diğer tüm insanı duygularını da bir hiçe kurban ediyor. Sanıyorum ki bu durumu ancak böyle izah edebilirim. "Tabiata saygısı olmayan kendisine ve insanlığa da saygısı olmazmış."  Oysa insan sevginin tanımını öğrenmeye başlarken koruyucu kalkanını giymeli. Çünkü içinde...

Heft Reng'ten Satırlar 7

Resim
Sanırım insan, aynı göğün altında buluştuğu için, aynı topraklara ayak bastığı için, aynı pınarlardan su içtiği için ve daha bir çok şey için kendisinden çok herkes için eyleme geçme gücünü bulmalı kendinde. Doğrusu insan zindanından dışarıya adım atmadığı sürece kendini hep mahkum olarak görür. İyiliğe, dünyaya ve insana dair her şeyde umudunu yitirmiş bulur. Aslında insanın umudu var etme süreci kendisine yaptığı bir iyilik olarak görülebilir. -------------------@heft_reng----------------- Düşümüz kadar var kuramadığımız düşler kadar yokuz. Eksik olan cümleler değil sadece eksiklik koca bir sessizliğe sürüklemiş bizi... Hapsolduğumuz yalnızlığımızda bucalarken bir kaç ritimle telafi ediyoruz onca anıları... --------------------@heft_reng---------------- Tesadüflerin tüm güzelliklerde buluşacağına inanıyorum. Sadece o güzelliklerde kendimize bir pay çıkarmayı bilelim. Kuşlar uçuşa dursun, hayatın kısalığını fırsat bilelim. -------------------@heft_reng----------------- Odanın baş köşe...

Kelimelerin boğazda düğümlenmesi

Resim
Son zamanlarda kelimelerin boğazda düğümlenmesinin ne olduğunu çok iyi bir şekilde öğrendim. Bir ah çekip bunu içinde saklamanın ne kadar ağır bir yaraya dönüştüğünü, mekanın içinde hapsolmanın ve tüm hüzünlerin içten içe süzülmesini öğrendim. Başımı yastığa koyduğumda bitmeyen sonsuz tane düşüncenin esirine dönüşürken, kendimle mücadelemde neden galip gelmem gerekeceğini bilmeden amansız bir savaşta ne kadar yorulduğumu fark edemiyorum.  Benim için durum böyleyken etrafım da pek iyi değil. Bunu tüm gerçeğimle yaşıyorum. Ve anlıyorum ki acı kişisel olarak yaşadığım bir şey değil bütünüyle etrafımı saran bir şey... Son zamanların kelime darcığına sıkışmış boğazım hiç bir teselliye mahal verecek durum da değil... Öylece her şey kendini bir yokuşa sürüklemeye başlıyor. Her şey sıkıcı ve bunaltıcı bir hal almaya başlıyor...  Tüm bu süreçlerin sonunda hala burdayım. Ve bir şey yapacak takat bulamıyorum kendim de... Buna rağmen biraz daha ayağa kalkma vakti olduğunu biliyorum. Onun ...

Heft Reng'ten Satırlar 6

Resim
_____________@heft_reng___________ Sol göğsümün üzerine derin mi desem, ağır mı desem, acı mı desem, bir tuhaflık var. Koca bir yükü orada taşıyorum. Bu bilinmez bir zamanın sancısıdır. Saniyeler dakikalara saatler derken yılları geride bıraktım. Biliyor musun hiç eksilmiyor o adını koyamadığım şey. Sanırım bir harabeye dönüşüyorum. _____________@heft_reng___________ İnsan çok özlemekten sevdiklerinin yüz hatlarını bile unutur. Ama içindeki o sevgi hep baki kalır. _____________@heft_reng___________ Umut bizim için herşeyi yarına ertelemekti. Yarınlar gelip geçiyordu. Oysa biz sadece aklımızla dalga geçiyorduk. Ve yaptığımız tek eylem hiçsizliğe sürüklenen bir zamanda olmayacak şeyleri gözümüzde büyütmekti. _____________@heft_reng___________ Kelimelerin gidenlere diyeceği pek bir şeyi yoktur. Bazı cümleler tamamen avutulmak için kurulur. Nihayetinde öyle olur insan kendini avutur. Ve mevzu kapanır. Ama bazı insanlar için gitmek eylemi mesafelerden ibaret kalır. Anılar tüm anlara arkadaş...

Ruhumuza Üfleyelim

Resim
İnceden ruhumuza üfleyelim, hayallerimiz sınırlarımızı aşmaya başlasın... Bugün doruklarımıza kadar özgürlüğü hissedelim. Bir köşeye geçip utangaç çocuk edasıyla dizlerimizin uzerine çökmeyelim. Şımarık çocuk edasıyla özgüvenimizi gösterelim etrafımıza... Paslı ruhumuza üfleyelim, paslı zerrecikleri bir yerlere savuralım. Asık suratimize, tatlı gülümsemeler çizelim... Etrafımıza bir bakalım. İnsanlarımıza tebessümler sunalım, Bir çember oluşturalım, etrafına güzel insanlar biriktirelim buna sevgi çemberi diyelim... Nitekim bizim en çok sevgiye ve kuracağımız o çembere ihtiyacımız var. Hayat öyle ki beraberinde hep olumsuzlukları getiriyor. Bizi tüm aksiliklere karşı kurtacak olan güç kurduğumuz o güçlü insan ilişkileridir. Bağlarımız ne kadar güçlü ise aksiliklere karşı mücadelemiz o denli başarıya ulaşır. Bazı anlarımız olacak. Herşey anlamını yitirmeye başlayacak. Nefes dahi alamayacak durumlarımız olacak... Uykularımızı kaçıracak türden kabuslarımız olacak. Ve gecenin yalnızlığında ...

Heft Reng'ten Satırlar 5

Resim
  _____________@heft_reng___________ Sesim artık içimde yankılanıyor ve içimde yıllar öncesinden yatan bir kırgınlık var. Anlıyorum ki zamanla her şey geçmiyor. Bazı şeyler zamanla daha da derinleşiyor ve ben o derinliğin yankısına dönüşüyorum. _____________@heft_reng___________ Bir masal düşlerken, hangi duygunun kahramanı olabiliriz. Camlarımızın tarafına bakan sokağımızda, bir insan, bir dost görmeye başlıyoruz. Bir selam, bir dokunuş, içimizdeki yalnızlığı öldüremeden, yitiriyoruz ya kısacık sevinçlerimizi ve gördüğümüz her insan ne de çabuk köşe başından dönüp, kaybolanlar kervanına katılıyor...  _____________@heft_reng___________ Hayat ilk karşılaşmalarda birer fırsat sunar hepimize, sonrası acısıyla tatlısıyla yaşarız. Bazen de payımıza ne düşeceğini hiç bilemeyiz. _____________@heft_reng___________ Bir düş kurupta düşlerimi senle süslemek kadar güzel olan bişeye daha denk gelmedim. Tarifini yapamam. Ama şu kadarını diyebilirim. Senle süslediğim düşlerim huzurla uyandı...

Sizden Gelenler 1

Bilirim siyahı gökkuşağında görmek istersin Gökyüzüne kaldırınca gözlerini    Yüzünün bir yanına güneş vurur              Ve              Ayva tüylerin meydan okur gölgelere              Bilirim sevdalısın güneşi doğuran topraklara             ( -dilgeş-) ___________________________________ Derinliğini bilmediğin bir suya balıklama atlamak gibiydi sana gelmek... öylesine sana koşup sana çarpmak... seni sevmek atladiğin suda yüzmeyi bilmemek gibi bir şeydi... kafa üstü çarpıp boğulmamak için çırpınmaktı belki de... seni senle yaşamak kadar güzel bir şey yok ... siyah tarafımın kurtarıcısı seni seviyorum ❤ (Sema) ___________________________________ Hangi rüzgar attı seni buralara,  Hangi sokağın bilinmez yolusun sen, Hangi kokunun kaynağı, Hangi çocuğun mutluluğusun.  Hangi sevginin tarifi , Hangi kelebeğin umut çırpan kanadısı...

Heft Reng'ten Satırlar 4

Resim
_____________@heft_reng___________ Bulutlar denizin ve gökyüzünün mavisini beyaz bir cizgiyle ayırırken, acaba diyememek pek mümkün olmuyor. Acaba diyorum, bütün ayrılıklar beyaz cizgilerle mi ayrılıyor? Hayır diyorum hemen içimden malesef ki öyle değil... İnsan denen şu mahlukun ayrılıkları daha kusurlu oluyor. _____________@heft_reng___________ Aslında güzel olan bişey daha vardı. Başımızı yastığa koyuyorduk hiç yorulmadan tüm dünyalara sahip oluyorduk. _____________@heft_reng___________ Hayatımıza kullanma kılavuzu lazım mı bilmiyorum. Ama fena bir fikir de değil hani... insanların tecrübelerinden oluşan nelerin yapılması gerektiğini nelerin yapılmamasını söyleyen bir kitap. Şöyle yaparsanız psikolojik sorunlar yaşayacaksınız. Şunu yaparsanız çok mutlu olursunuz. Üzüldüğünüzde sizi teselli eden, acı çektiğinizde bir müddet sonra geçeceğini söyleyen ve bazende hayatın kalıcı izler bırakacağını dillendiren bir kullanma kılavuzu... _____________@heft_reng___________ Şimdi içinde bulun...