Kayıtlar

Şubat, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Düşünüyorum

Resim
Yaşamımız boyunca, yaşadığımız tüm sorunlarımızı acaba zamansal bir boyutta geçirdiğimiz bir talihsizlik olarak mı nitelendirileceğiz. Yoksa içinde bulunduğumuz mekanın yanlış bir zamana denk geldiğini mı düşünmeye başlayacağız. Bunun ötesinde tüm talihsizlikler karşısında hiç bir şey yapmadan kendimizi kaderin kurbanı mı sayacağız acaba… Bu hayatta yaşanacak ne kadar çok hakikat varmış demek geliyor içimden. Herkesin ayrı bir doğrusu var sanırım. Bizim yaşadığımız coğrafya da öyle bir yer. Büyüklerin akıl hocası olduğu küçüklerin ise onlara itaat etmek zorunda olduğu küçük bir yer… Bir de şunu demek istiyorum. Hakikat nedir? Hakikati ölçme ve değerlendirme anlayışımız neye göre şekilleniyor. İnsanoğlu yaşadığı çağlar boyunca hep bulunduğu dönemin şartlarına bağlı olarak yeni kavramlar üreterek, bunun üzerinde ahlak ve yaşam felsefesine şekil verirken, kişiden kişiye değişen anlayışlar kimisine göre doğru kabul edilirse de tüm insanlar için temel bir doğru hala bulunmamaktadır.  Öy...

Aşk Neydi ?

Resim
Aşk neydi ?  Bir kişiye duyulan sevgi fazlası duyguya denirdi aşk. Ama Erich Fromm' a göre aşk beş şekilde vardır. Anaç,kardeş,cinsel,tanrı ve öze olan aşk. Bunlar hepsi bir çeşit sevgidir ama fazlası olduğunda hep ayni yola çıkar.  Anaç bir aşk mesela bir annenin duyduğu koşulsuz sevgiye denirdi. Ama gercekten bir aşk için karşı cins olmasi gerektiğide Freud tarafından savunuluyor. Basit bir ifadeyle aşk cinsellikten ortaya çıkan iki kişinin hormonal aktiviteleri olduğunu düşünüyor.  Aslında bu iki farklı savunucunun birini seçmişti bilim. Bilimsel olarak aşk duyguların değil  yaşamsal aktivitelerin devamı için hormonal bir kimyanın ortaya cikmasi olduğu açıklanmıştir. Psikolojide ise aşk hem duygu hem de hormonal bir ifadedir. Psikolog Robert Sternberg'e göre aşk teorisi şöyledir; aşk üç bağdan oluşur bunlar: yakınlık, bağlılık ve tutkudur. Eğer bu üçünden biri yok olursa aşk biter.  Baktığımızda aşk hayatın her anında var olan bir ifade. Tarihte b...

Günler

Resim
Günler geçsin ya da haftalar, aylar   Yalnızca bitsin şu kara günler Doğan güneş aydınlığı versin yüreğime Batan ay alsın tüm karanlığı hapsetsin boşluğuna Bir çiçek açsın mis kokulu Birde yağmur yağsın can suyu Gökyüzüne çizilmiş bir gökkuşağı Hayallerin tozpembe kaydırağı Sonunda bir küp mutluluk İçimde ulaşamayacağım huzursuzluk Ah gece ,ah gökyüzü  Mavinde ayrı bir hasret Siyahında ayrı bir keder Ah şu geçip giden günler  Hoscakalın yüreğinde daima umut besleyenler.                                                            🖋 K.E.

HER ŞEY ÜZERİNE

Resim
" Bir şeyi ne kadar istersen, ne kadar çok arzularsan o kadar yalnız kalırsın hayatta" Ah bee Ciritçi Abdullah. Bu sözden de anlamışsındır konuşma ümidiyle düşünceler arttıkça taştı, taştıkça taşıyamadım. Taşıyamadıkça büyük bir yük olarak kaldı üstümde. Yüküm azalır mı bilemem ama düşüncelerim hafifler belki. Konu olarak ne konuşacağız dersen her şeyi konuşacağız. Kalem sayesinde kağıda neyi aktarırsak artık. Konuşmaya çok sevdiğim bir şiirin giriş bölümünü söyleyerek başlamak isterim: Şöyle bir söz vardı; " Ben çiçeklerin samimiyetine inanıyorum. İster tenekeye ekin, ister en pahalı saksılara; emeğiniz kadar güzelleşiyorlar." Biz de sevgimizi yanı başımızdaki toprağa değil de dağdaki taşlara ekmeye kalktık.  Mutluluğu hep bir dağın arkasına bakarak orada zannettik. İşte en büyük en yanılgımız buydu."  Karakoç diyor ki," Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun..." Gerçekten bir şeyleri gerçekleştirmek adına zaman kısa. Aslında zaman hep aynı, hep aynı sey...

Kimsesiz Ev

Resim
Bir ev düşünün sıcacık sobası yanan. Üstünde yeni yıkanmış çamaşırların kokusunu , yeni kaynayan çayın fokurtusu. Günlerden pazar. Çocuklar yeni yıkanmış, sobanın etrafına kurulmuşlar. Baba oturmuş baba koltuğuna hikayeler anlatıyor çocuklarına. Aslında yoktur lügatta baba koltuğu ama o sıcacık yuvalarda babaya saygıdır ya hani hep oturduğu o köşeye kimse oturmaz. İşte ondandır adı baba koltuğu. Evin güzeller güzeli annesi sıcacık gülümsemesiyle meyve soyuyor bir yandan da anlatılan hikayeye karışıyor. O küçücük odada kahkaha sesleri yankılanıyor, sobanın sıcaklığına sıcaklık katıyor. Meyveler yeniyor, sıcacık caylar içiliyor. Duvarda sobanın ateşinin yansıması aydınlatıyor odayı. Seriliyor yer yatakları iki kardeş koyun koyuna giriyor yatağın içine. Huzur var, mutluluk var o yatakta... Ta ki evdeki o mutluluk annenin gidişiyle son bulana kadar. Belki istekli değildi gidişi kaderdi ama tüm evin gülüşünü söndürmüştü. Baba çocuklar için ayakta durmaya çalışıyordu ama gücü tük...

Senin Adın Kavuşmak Olsun Sebahattin Abi

Resim
Tarifsiz bir sevdada kimliksiz bir sessizliktin Haykırışlarla çağlarken yüreğim durgun limanımdın Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun Fırtınalarda yolunu kaybeden gemi misali Rotasız ve pusulasız kalmışken yüreğim Ve hoyratça savrulurken bir limandan bir limana Teslim olmuşken kaderine Apansız sana rastladım o limanda Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun..   Bakmaya kıyamazken gözlerine Tutmaya cesaret edemezken ellerini. Ve bütün cümlelerin sustuğu o yerde Sessiz bir haykırıştı yüreğim Eşsiz bir mutluluktu yaşadığım Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun. Son bahar yaprakları dökülürken içimden Hazanı yasarken bahar kokulu sabahlar da Yüreğim üşürdü gözlerimden sel olup akan yağmurda Sırıl sıklam ıslanırken ruhum Solmuştu bahçemde ki tüm güller Sen o bahçemdeki açan tek güldün Sen adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun. Dağ çiçeğim yaban gülüm asi sevdam. Saçının bir teline bir ömür adadığım Gözündeki bir damla yaş...