Kayıtlar

hayata dair etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Her Kaçış Yüzleşilmeyen Derin Bir Yara

Resim
Kaçtığımız anılar, duygular ve gerçekler zamanla bize dokunulmaz gibi gelir. Gözlerimizi kaçışların ardındaki gerçeklere çevirdiğimizde ise içsel bir yüzleşme başlar. Bu zorlu süreçte derin yaralarımızı açıkça görmek iyileşme yolculuğumuzun ilk adımıdır. Kaçışlar , kendimizi koruma refleksi olarak ortaya çıksa da zamanla zincirleri olmayan bir hapis haline dönüşebilir. Yüzleşmek cesaret gerektirir, ancak bu cesaretle içsel gücümüzü keşfeder ve iyileşmeye başlarız. Kaçışlar sadece dışsal değil, aynı zamanda içsel bir süreçtir. Kendi zihinsel engellerimizle yüzleşmek ve duygusal karmaşalarımızla başa çıkmak içsel bir dönüşümü mümkün kılar. Derin yaraların iyileşmesi için kendi iç dünyamızda yaptığımız bu yolculuk bizi daha güçlü, anlayışlı ve bütünleşmiş bir birey haline getirebilir. Kaçışın ötesinde, yüzleşmenin getirdiği içsel özgürlük ve huzur vardır. Derin yaraların ortaya çıkması ve iyileşmeye başlaması gerçek bir dönüşümü müjdeler. Kaçışlar yerine yüzleşmek, kendi iç dünyamızın der...

Mektuplarla Veda

Resim
Kaç şiir gecti aradan bilmiyorum ama ben seni özledim. İlk oyuncağımla oynadığım mutluluk gibiydi seninle acılarım. Belkide acılardı beni sana bağlayan. Olmadı ilk oyuncak oynamasını bilmedigin için kırılır ya hep. İşte ben oynamasını bilmediğim için sende beni kırdın. Ve hep senden büyük birinden abladan, abiden, babadan ,anneden istersin ya tamir etmesini, edemediler kalbimi tamir. Olmadı her bir araya getirdiklerinde parçaları bir yapboz gibi uyandığımda yine parçalandı. Aslıda senin suçun yoktu ama kızacak biri lazımdı bana. İnsan en cok sevdiğine kızarmış ya benim ki de ondan. Ama hiç uyanmamayı diledim uzunca bir süre. Hayata baglı yaşayıp ama ipim hic kopmasın istedim.  Hayat salıncağında sallanmak ama hiç kopmasın istedim ip.  Olmadı koptu...   Bakma simdi özlem duyduğuma geçmişe. Dönebilseydim o günlere hiç aşık olmamak isterdim sana. Hiç yazmak istemezdim gönderilmemiş mektuplarımı. Hic yakmak istemezdim onları. Aşkı böyle yakan bir duygu olduğunu bilmek istemez...

Üç Katlı Bina

Resim
Karşımda üç katlı bir bina, yıkık dökük. Boyası gitmiş,sıvası dökülmüş, pencereleri kırık. Karşımda üç katlı bir bina, etrafında kediler yavrularını emziriyor. Ama  içinde yalnızlık  kalabalıkla kol kola geziyor. Bir kadın susmuş gözlerinden akan yaşlar konuşuyor. Adam aldatmış karısını af diliyor kızarmayan yüzüyle, çocuklar perişan biri hapishane parmaklıkları ardında, diğerleri kendilerini kurtarma çabasında.  Bir beton yığını gibi gibi duruyor karşımda ama her bir  tuğlası ağlıyor içeride yaşananlara. Her biri darmadağın olmuş hayatlar, her biri acı içinde insanlar. Karşımda işte o  bina yummuş gözlerini yaşlı kadın, evlatlarının acılarına. Herkes suspus olmuş, ölüm sessizliği almış her bir tarafı. Konuşsalar yıkılacakmış gibi bina... Ah üç katlı bina, her bir duvarında keder, her bir basamağında acı var. Konuş ey bina dök içini, anlat kahrını. Yıllardır durdun da ayakta kimse sormadı sana dayanabilecek misin diye, kaldırabilecek misin onca yükü...

Tecrübe Nedir

Resim
Onca emekle üst üste koyduğumuz umutlarımızı, hafif bir rüzgar esintisi değil miydi yere seren... Kaç gece de toparlamıştık onca düşümüzü, sarsılmaz bağlarımıza ne oldu? İçimizde neden kırıklar oluştu ki... Tecrübe nedir? Kaç kırılmadan sonra kazanılır ki tecrübe, kaç gidene alışıldıktan sonra tecrübeden bahsedilebilir ki. Bu gibi şeylerin tecrübesi olmaz.  Tecrübenin ne olduğunu söyleyeyim mi? Uzayıp giden sorunların merkezindeki bireyler olarak, sanırım deneyimlerimizin hepsi başarıyla sonuçlanması pek mümkün değildir. İşte bu nokta da ister başarılı olalım ister başarısız, deneyimlerimizin sonucundan kendimiz için yapabileceğimiz en iyi seçim tecrübe olarak nitelendirilir. Çünkü en iyi seçimi yapabilme kabiliyeti daha önceki iyi ve kötü tüm sonuçlara karşı bize iyi seçimin hangisi olacağı hakkında yaşamsal bir kurtuluş yolu sunmaya başlıyor. Bu tecrübedir. Örneğin hatalarımızın özgüvenimizi yerle bir ederken, başarının ipini yakaladığımızda devamının kendiliğinden gelmesi durumu...

Günler

Resim
Günler geçsin ya da haftalar, aylar   Yalnızca bitsin şu kara günler Doğan güneş aydınlığı versin yüreğime Batan ay alsın tüm karanlığı hapsetsin boşluğuna Bir çiçek açsın mis kokulu Birde yağmur yağsın can suyu Gökyüzüne çizilmiş bir gökkuşağı Hayallerin tozpembe kaydırağı Sonunda bir küp mutluluk İçimde ulaşamayacağım huzursuzluk Ah gece ,ah gökyüzü  Mavinde ayrı bir hasret Siyahında ayrı bir keder Ah şu geçip giden günler  Hoscakalın yüreğinde daima umut besleyenler.                                                            🖋 K.E.

Kimsesiz Ev

Resim
Bir ev düşünün sıcacık sobası yanan. Üstünde yeni yıkanmış çamaşırların kokusunu , yeni kaynayan çayın fokurtusu. Günlerden pazar. Çocuklar yeni yıkanmış, sobanın etrafına kurulmuşlar. Baba oturmuş baba koltuğuna hikayeler anlatıyor çocuklarına. Aslında yoktur lügatta baba koltuğu ama o sıcacık yuvalarda babaya saygıdır ya hani hep oturduğu o köşeye kimse oturmaz. İşte ondandır adı baba koltuğu. Evin güzeller güzeli annesi sıcacık gülümsemesiyle meyve soyuyor bir yandan da anlatılan hikayeye karışıyor. O küçücük odada kahkaha sesleri yankılanıyor, sobanın sıcaklığına sıcaklık katıyor. Meyveler yeniyor, sıcacık caylar içiliyor. Duvarda sobanın ateşinin yansıması aydınlatıyor odayı. Seriliyor yer yatakları iki kardeş koyun koyuna giriyor yatağın içine. Huzur var, mutluluk var o yatakta... Ta ki evdeki o mutluluk annenin gidişiyle son bulana kadar. Belki istekli değildi gidişi kaderdi ama tüm evin gülüşünü söndürmüştü. Baba çocuklar için ayakta durmaya çalışıyordu ama gücü tük...

Paranın Satın Alamayacağı Şeyler Vardır.

Resim
Yazar: Elif İşlek  Altı yıldır sağlık sektöründeyim. Yüzlerce hasta tanıdım. Bir çok hayat hikayesine, birçok mucizeye şahit oldum. Kimi zaman hastalarla üzülüp, kendi köşeme çekilip hıçkırarak ağladım. Kimi zamanlarda da hastaların mutluluğuna ortak oldum.  Çok zengin insanlar tanıdım, yüzü tanıdık, namı bilinen... Hastane koridorlarında sevdikleriyle savaş verirdiler ellerinden hicbisey gelmezdi o an anlardım zengin olması hiçbir şey ifade etmez, parası bile kurtaramazdiı. Bir servet dökerler ama sağlığına kavuşturamazlardı sevdiklerini.  Yine bir hastamiz vardı hasta değildi. Ama her gün hastaneye gelirdi. Bir insan hasta olmadığı halde her gün hastaneye gelir mi?  Gelirdi, çok zengindi. Evleri, yatları, arsaları, son model arabası vardı ama kimsesi yoktu yanlızdı. Evet yapayalnızdı ve sadece birazcık ilgi görmek için her gün gelirdi. Şikayetleri hiç bitmezdi.  Parası olmadığı için tedavi olamayan hastalarda vardı. Sırf maddi açıdan bakamayacaği için gebeliğ...

Hayallerimiz Kırılıyor

Resim
Hayallerimiz kırılıyor. Yine hayal kurar, telafi ederiz bir şekilde... İnsanın hayali olması güzel bişey... Ama hayallerimiz yavaşça bir yok oluşa sürükleniyor farkında mısınız? Gittikçe daha az hayal kurmaya başlıyoruz. Bunu "insan zamanla gerçekliğe daha çok yaklaşır." İfadesiyle açıklayamayız elbette. Hayallerimizden vazgeçmemizin sebepleri var. Sebepler Kurduğumuz ilk hayalin kırıklığına uğradığımız ilk andan sonra; yeni bir hayal kurmaya başlamadan önce; hayatımızın ilk kuşkusunu yanımıza almaya başlıyoruz. Bu kuşku tüm hayatımız boyunca gerçekleştirmek istediğimiz her hayalin önüne engel olmaya yetiyor. Hal böyle olunca yavaşça perdeler çekiyoruz hayallerle aramıza... Evet hayatın gerçeklerini görmemiz gerekir. Ama hayallerin kurulamadığı bir hayatta gerçeklerin kaldıramaz tarafı vardır. İlk başta hayaller olmadan umut etmeyi başaramayız. Güzel bişeyler biriktirmeyi beceremeyiz. Ardımıza baktığımızda şöyle bir anım vardı diyemeyecek duruma geliriz. Hayal kurmadan gerçe...

Zaman baş döndürücü bir hızla geçiyor

Resim
Zaman baş döndürücü bir hızla geçiyor  Zaman baş döndürücü bir hızla geçiyor. Geçiyor geçmesine de bizden çok şeyi de alıp götürüyor. Peki biz zamanın neresindeyiz? Geçen zaman içinde kaç yaprak sararıp toprağa karıştı? Ölüm bizden ne kadar uzak ya da ne kadar yakın? Geriye dönüp baktığımızda sahi neyi başardık... Ardımızda bıraktığımız ya da bizi geride bırakanlar ne kadar bizden razı... Sorunlar burada baş göstermeye başlıyor. Kafamızı meşgul eden bir sürü konuyla boğuşmaya başlıyoruz. Zaman dediğimiz esrarengiz çizgi akıp gidirken boğuştuğumuz sorunlara feda ediyoruz zamanlarımızı... Ardından koca bir yorgunlukla kalakalıyoruz. Eh işte insan zaten mutsuzlukların yansıması değil mi? Belki de sadece mutsuzlukları yansıtabiliyordur. Ancak bunu başarabiliyordur.  Hayatlarımızı akıp geçen zaman içinde birer kabusa dönüştürürken acaba bir an durupta "ben ne yapıyorum diyebiliyor muyuz?" Hep bir düş soğukluğuyla yankılanırken bedenimiz içimizde birer burukluk yatıyor. Ne biz mutl...

İnsanların Biriktirdiği Yağmur Taneleri

Resim
Bulutlar yüklerini kaldıramayınca, yeryüzüne yağmur olarak yağar. Zira insan için de bu durum böyledir. İnsan kendi iç dünyasında dolmaya başlar, bir sürü yükü aynı anda yüklemeye başlayınca taşacak bir liman, tutunacak bir dal, kendisini anlayacak bir dost ister. Tüm bu cümlelerimin üzerine çizikler atarak şöyle ifadeler geliştirmek istiyorum. Artık eskisi gibi güvenecek bir dal, bir insan göremiyoruz. Bu nedenle kendimizi artık bulutlarla kıyaslayacak durumda değiliz. Nitekim, inandığımız her insan bize koca bir hayal kırıklığını yaşatabiliyor. Ve biz artık bulutlar gibi olamayız. İçimizdeki yağmur tanelerini boşaltamayız. Bu ağır yükü kaldırmayı öğrenmeniz gerekecek... Belki de bu yükle yaşamayı öğrenmek gerekecek...  İfadeler Öyle sanıyorum ki zaman zaman söylediklerim her şeyi ifade edecek türde değillerdir. İzahını yaptığım bulutların durumu bizimkisine benzer olsun ya da olmasın. Benim için ifadelerin durumu şöyle izah edilebilir. "Bütün ifadelerimi birer birer ipe asarken,...

Kelimelerin boğazda düğümlenmesi

Resim
Son zamanlarda kelimelerin boğazda düğümlenmesinin ne olduğunu çok iyi bir şekilde öğrendim. Bir ah çekip bunu içinde saklamanın ne kadar ağır bir yaraya dönüştüğünü, mekanın içinde hapsolmanın ve tüm hüzünlerin içten içe süzülmesini öğrendim. Başımı yastığa koyduğumda bitmeyen sonsuz tane düşüncenin esirine dönüşürken, kendimle mücadelemde neden galip gelmem gerekeceğini bilmeden amansız bir savaşta ne kadar yorulduğumu fark edemiyorum.  Benim için durum böyleyken etrafım da pek iyi değil. Bunu tüm gerçeğimle yaşıyorum. Ve anlıyorum ki acı kişisel olarak yaşadığım bir şey değil bütünüyle etrafımı saran bir şey... Son zamanların kelime darcığına sıkışmış boğazım hiç bir teselliye mahal verecek durum da değil... Öylece her şey kendini bir yokuşa sürüklemeye başlıyor. Her şey sıkıcı ve bunaltıcı bir hal almaya başlıyor...  Tüm bu süreçlerin sonunda hala burdayım. Ve bir şey yapacak takat bulamıyorum kendim de... Buna rağmen biraz daha ayağa kalkma vakti olduğunu biliyorum. Onun ...

Ruhumuza Üfleyelim

Resim
İnceden ruhumuza üfleyelim, hayallerimiz sınırlarımızı aşmaya başlasın... Bugün doruklarımıza kadar özgürlüğü hissedelim. Bir köşeye geçip utangaç çocuk edasıyla dizlerimizin uzerine çökmeyelim. Şımarık çocuk edasıyla özgüvenimizi gösterelim etrafımıza... Paslı ruhumuza üfleyelim, paslı zerrecikleri bir yerlere savuralım. Asık suratimize, tatlı gülümsemeler çizelim... Etrafımıza bir bakalım. İnsanlarımıza tebessümler sunalım, Bir çember oluşturalım, etrafına güzel insanlar biriktirelim buna sevgi çemberi diyelim... Nitekim bizim en çok sevgiye ve kuracağımız o çembere ihtiyacımız var. Hayat öyle ki beraberinde hep olumsuzlukları getiriyor. Bizi tüm aksiliklere karşı kurtacak olan güç kurduğumuz o güçlü insan ilişkileridir. Bağlarımız ne kadar güçlü ise aksiliklere karşı mücadelemiz o denli başarıya ulaşır. Bazı anlarımız olacak. Herşey anlamını yitirmeye başlayacak. Nefes dahi alamayacak durumlarımız olacak... Uykularımızı kaçıracak türden kabuslarımız olacak. Ve gecenin yalnızlığında ...

Yaşama Tutunmanın Başka Adı

Resim
İyi olmak ya da olmaya çalışmak bir neden aramak, neden bulamamak ve sessiz gidişler; "neden giderler?" Cevabı bilinse dahi kişinin gururuna yediremeyeceği zor bir soru!  Ve halen bu sorudan sonra iyi kalabiliyorsa insan. Kafasındaki milyon soruyu bir kenara itip uzaklaşmak istiyorsa insan. İşte düşünmenin zamanı gelmiştir. Çünkü insan her ne olursa olsun. Tutunmak ister. Hayata yaşama ve yeniden başlamalara...  O zor soruya mı ne olur. Bunu sormamış sayın kimininize göre zamanla, kiminize göre başka etkenlerle cevaplanamayan bu soru unutulmaya yüz tutmanın adıdır. Bu da geçer bunu da unutursun dediğiniz her soru bu zor sorulara dahildir. Çözülemeyen bu soru bir sır olarak geçmişe gömülecek. Zor sorulara inat hayat yeni sayfalar açmaya değiyor çünkü.... Gurur kısmına gelince. İnsan çoğu zaman satırların içindeki gizli özne olarak kalmayı tercih eder. O beni bir türlü yakıştıramıyor kendine işte gurur budur. Oysa cümlelerin gizli öznesi konumundaki insan ne kadar da gizlenmeye...

SUSTUKÇA SAVRULUYORUZ

Resim
“hayata direnebildiği oranda yaşıyor insan aslında.”ve herkes farklı yollarla gösteriyor direncini. Bağırabilen bağırıyor, yazabilen yazıyor; ikisini de yapamayanlarsa var gücüyle susuyor işte; oysa ki anlatacakları sadece birinin değil, belki de dünyada milyonlarca insanın yaşadığı bir hikaye. Adları, yüzleri, yaşları, yaşadıkları farklı da olsa kaderleri aynı olanların hikayesi… sustukça savrulanların hikayesi… hep birlikte az da olsa kulak verelim mi, bu dilsiz hikayeye? Biz; sahip olduğumuz her şey hep bizim kalacak sanıyoruz. Hiç; ama hiç kaybetmeyeceğiz. aklımızın köşesinden bile geçmiyor. Oysa yıllardır biriktirdiğimiz servetimizin kül olmasına bir kibrit yetiyor. Savruluyoruz. biriktirdiklerini dağıtmaya bir rüzgar yetiyor. Dağılıyoruz, kopup gidiveriyoruz. Kötü şeyler hep bir başkasının başına gelir sanıyoruz. Başımıza gelince anlıyoruz. Sobadan sızan gazda bir aile yok olup gidiyor. “vah vah” diyoruz. savaşlarda çocuklar ölüyor “kahretsin” diyoruz. Bir baba evladının cesedini...

Kalp kaç ritimle atar

Resim
Kalbimin ritmine bir nota daha eklemeye başlıyorum. Öğrenemediğim kaç duygu daha var. Kaçı güzel kaçı kaçamaklı bilmiyorum. Sadece biliyorum ki her günün başlangıcında ve her günün sonunda benden farklı bir ben oluyorum. Bazen kalbimdeki ritimler, birbirine karışıyor. Bazen de içime sığmaz olup göğüs kafesiminden dışarıya fışkırmak isteyişiyle sarsılıyorum.  Sahi kalp kaç ritimle atar biliyor musunuz? Kaçıncısında göğüs kafesimiz dolup taşar. Tüm duygular için bu böyle mi? Karşılaştığımız her duygunun ilk anı tarif edilir gibi değildir. Mutluluk barındırsın acı taşısın bir gerçeği var uyku kaçırır türden olur. Bazen de iyi bir başlangıç sanırsın ki aradan kısa bir zamanın ardında iç çekişmelere sebep olan engellerle karşılaşırsın... Bu tıpkı yeni tanışan iki insan gibidir. Önlerindeki engelleri göremeyip, hayatlarının genel bir taslağını oluşturmaya başlarken ikisinden birinin ölümcül bir hastalığının ortaya çıkması gibidir. Aksiler, hayatın her yerinde çelme takmayı hep başarırl...

Müzik Tiklerimi Durduruyor

Resim
Bugün bir hikayemiz var. Hikayemize geçmeden önce kendim dahil herkese bir kaç soru soracam, doğrusu herkesin kendisine bu soruları sormasını isteyecem. İlk ne zaman hatırlamaya, anlamaya kendinizi fark etmeye başladınız? Mesela ben karanlık bir gece de kedilerin miyavlamasını milat kabul ediyorum. Öncesi yok bende küçüktüm, küçükler küçüklüğünü hatırlayamazlar. Etrafıma baktığımda iki kolum, iki bacağım, iki gözüm, iki kulağım bir de burnum vardı. Konuşmayı, görmeyi ve duymayı da biliyordum.  Bir çok şeye sahiptim diye düşünüyorum. Ve bu durumu hiç sorgulamadım. Neden kolum, bacağım, gözüm, kulağım yok diye hiçte düşünmedim. Hatta olmadığı için bu durumu yadırgamadım. Peki siz hatırladığınız o ilk andan beri mevcut fiziksel ve doğuştan gelen kalıtsal rahatsızlıklarını yadırgıyormusunuz? En önemlisi de sizden daha mantıklı, daha zeki daha inanç sahibi biri karşısında kendinizi aptal gibi hissediyor musunuz? Bu durum karşısında insanların size nasıl yaklaşmasını beklersiniz? Siz...

İçimizde Umut Var

Resim
İçimizde umut var. Papatyaların sevmelerine kanıyor içimiz. İlkbaharların sıcak güneşlerinin ardına sağanak yağmurlu bir duş alıyoruz. Temizleniyor kirimiz, biraz yoruluyoruz tabi, tatlı bir yorgunluk... İçimizde umut var. Toprak kokuyor etrafımız, nehirler her zaman ki gibi görkemli, kuşlar melodiler eşliğinde yine selamlıyor bizi... Gökyüzünde sonsuz mavi, içimiz dallarda açan çiçek taneleri... İçimizde umut var. Kaldırımları, sokakları, caddeleri yollarımızın kesişme ihtimali uğruna her an için bir adım atıyoruz. İçimizde umut var. Olurda aynı göğün altında, tüm güzel insanlarla aynı anlara talip oluruz diye... Sanırım insan denilince umudunu, sevgisini, herşeyini yitirmiş birşey canlanıyor kafamızda. Neden bu böyle? Biraz aksiliklerden olabiirim sanırım. Oysa tüm güzelliğiyle yaşayamayız hayatı, öyle aksilikler var ki her biri, "tamam bu sefer mutlu olacağım" dediğimiz yerde çelme taktılar, her seferinde yüzüstü çakıldık yere... Bu nedenle yarım kalan mutlulukl...

Basit Hataların Sarmaşıklarıyız

Resim
Zaman zaman basit hatalarla büyük bedeller ödeyen insanlar olmalıyız.  Zamanında yapmamız gerekenleri ertelemekten dolayı üzerimizde bişeylere geç kalmışlığın pişmanlığı var... Hepimiz iyi şeyler olsun diye bekliyoruz. Pek olmuyorsa beklediğimizden olabilir. Bazen de harekete geçmekte bişeyi değiştirmiyor olabilir...  Bazen de doğru insana gereği gibi şans verememenin bıraktığı acı bir tat var... Önümüze çıkan iki yolun uçuruma çıkan tarafını tercih ediyoruz. Ama uçurumlardan uçmayı bilmiyoruz. Hep düşüyoruz. Düşüyoruz ama ölmüyoruz. Ölumcül olmasada kalıcı izler taşıyoruz...  Aslında hepimiz attığımız her adımda tekrar tekrar düştüğümüz bir uçuruma sahibiz...  Bunun yanında heveslerimizin bizi sürüklediği, benliğimize ihanet edercesine affedemeyeceğimiz bir yanımız var... Gururdan öteye ihanet saydığımız adımların tümü buna dahil, kabullenemiyoruz işte... Herşeye rağmen iyi olmasını istediğimiz bişeyler var yine... Umut biriktiriyoruz: Yürürken, uyurken ve yaşa...

Acıyla Yüzleşmek

Resim
Çok defa tökezlediğimiz ve bir mücadele süreci olan bu hayatta çok isterdim, size her şey güzel olacak demeyi... Lakin üzülerek hayatın bu kadar kolay olmadığını hatırlatmak zorundayım. Bu nedenle kolay olarak sınıflandıracak kadar güzel hayal edemeyiz hayatı... Farkında olmak ve bunu başaramamak... Hem Farkında olacak kadar kolay olsaydı hayat... Muhtemelen herkes mutlu olurdu. Sizce de öyle değil mi? Hem mutsuzken insanlar denizin maviliği, papatyaların güzelliği, kısacası doğanın güzelliğini ne ifade edebilir. Sorunlarla mücadele etmek kolaydır denildi bizlere ama kimse kolaymış gibi davranmadı. Önce idrak etmek gerek sonra kabullenmek daha sonra harekete geçmek ve en sonunda güzel sonuçlanmasını beklemek belki dua etmek. Kısaca acı ve devamında gelen onca sıkıntı için genel geçer yol budur. Peki öğrendiğimiz şey ne? Bu yolculuk bize ne kattı? Tekrarı olursa ne yapmalıyım?  Kendi adıma beni en iyi anlayan insanın benimle aynı şeyleri yaşamış aynı zorluklarla mücadele etmes...

Hisler Evreni

Resim
Hislerin en gerçeği en acımasız olanı ile başlamak istiyorum, korku… Korkunun temelinde bilinmezlik vardır. Bu bilinmezlik neyle karşılaşacağımızı bilmediğimizle ilgilidir. En basite indirgeyecek olursak karanlıktan korkan bir canlı bulunduğu ortamda ne olduğu bilmediği ve tamamen hayal dünyasında kendisi var ettiği ve var ettikleriyle endişeler geliştiriren bir olgudur.  Aslında tüm duygular birbirinin içine gizlenmiş  gibidir. Ve aralarında kopulmaz bağlar var. Duygularımıza verdiğimiz isimler de hislerimizin yoğunluğuyla ilişkilidir. Ama aralarında hep ilişkiler vardır. Tıpkı heyecan, endişe ve korku gibi öyle derin bağlarla bağlılar bu mükemmel üçlü…  Neden mükemmel çünkü yapmak istediğiniz veya yapmaya yeltendiğiniz olayları yapıları olguları bu üçlü kontrol eder. Heyecan komut verir der ki; o kadar olumsuz düşünceye rağmen başarabilir miyim? Endişe devam eder; ya başaramazsam? Ve korku gelir hepsinin üzerine çöker der ki; kaç  durma kaç? Tüm bunlarla yüzl...