Kayıtlar

Kelebeğin Ölüm dansı

Resim
❗️Yazıyı okurken size eşlik etmesi için dinlemenizi tavsiye ederim: Perdenin Ardındakiler & Mark Eliyahu~Uzaklara Savrulalım    Öncelikle bir soru ile başlamak isterim yazıma. Kelebekler kaç gün yaşar bilir misiniz? Bir mi yoksa üç mü? Kimileri için bir kimileri için üçtür bu sorunun cevabı. Fakat yanlış bilinir tüm bunlar. Kelebekler türlerine bağlı olarak bir hafta ila bir yıl arasında yaşayabilirler. Yalnız bu süreç boyunca defalarca ölmek isterler. Belki de bizim bildiğimiz *kelebeklerin ömrü bir gündür* yanlışı onların hayallerinin bir parçasıdır. Kim bilir? Düşünsenize ölmek için kanat çırpan bir kelebek...       Havada uçuşurken yakaladım o kelebeği. Çiçekten çiçeğe konarken... Konduğu her çiçeğe derin anlamlar katan o muhteşem kelebeğe rastlamıştım o gün. Gökyüzünün sonsuzluğunu içine çekercesine, mutlu kanat çırpınışlar... Sanki.. Sanki hayatın tadını çıkarıyormuş gibiydi. Hep uzaktan izledim onu. Bir gün benim de, o her zaman buğulu olan pence...

Kardan Hayat..

Resim
Bir kış ayının soğuk, sisli, yalnız, manidar gecesinden yazıyorum bu yazıyı. Beyaz bir gelinlik edasında süslenmiş bu geceye bırakıyorum kendimi.Sanki dünyanın bütün kiri pası haksızlığı bembeyaz bir örtünün altında kalmış gibi... Çaresiz çığlıklara aldırış etmeden batan güneşin, kızılımsı renginden tadıyorum. Ardından ayın ve yıldızların akılalmaz sevdasına şahitlik ediyorum. Meğer ne kadar da masum, süzülüyorlar gökyüzünde. Hayatın biraz olsun anlam kazandığı bu şehirde.. Bazı zamanlarda ucu-bucağı olmayan, bazı zamanlarda ise daracık bir kutu gibi insanı boğan.. Bir umut yolu üzerinde yürürken seyrediyordum gökyüzünün görkemini. Düşünüyorum.. Yüreğimizdeki öfkeyi de karın çamuru kapattığı gibi kapatabilir miydik yoksa sadece sıcak bir közün üstüne düşen kar taneleri gibi anlamsız mı olurdu yüreğimizde öfkeyi saklamak? Belki de yeni bir Ahmet Kaya şarkısı kadar imkansızdı. Öfke, yerini sempatiye bırakmalıydı bu gece ama yaşanmışlıklar ve yaşanmışlıkların sebe...

Gecenin Sessizliği

Resim
Ayrılığın da baharı vardı aslında. Güzel günleri, güzel hatıraları anımsatır bu bahar. Biraz güneşten sonra, yavaş yavaş yağmur çiselemeye başlar. Yağmur gözyaşlarıdır. Mutluluk, pişmanlık ve üzüntü birden akıverir elmacık kemiklerinin üzerinden. Bu yağmurun ardından güzel bir gökkuşağı bekler insan. Fakat beklediğini bulamaz. Gökkuşağının yerini soğuk, buğulu bir karanlık alıverir. Suskunluğun, çaresizliğin içinden sıyrılıp açığa çıkar ay. Ardından yıldızlar..  Bazen en büyük dertlerin, en samimiyetsiz sevdaların bazen de aklın, hayalin alamayacağı mutlulukların şahidi olmuşlardır. Güzel bir baharın ardından, tekrardan siyahın hakim olduğu bir gece ile karşı karşıya kalır insan. Başını kaldırır ve hayallerini, umutlarını en önemlisi sevdiklerini hapsettiği bu geceye, bütün benliğiyle sımsıkı sarılmaya çalışır. Bu yüzdendir ya; gece, gündüzden daha çok sevilir. Çünkü gece, acılarla biriktirilmiş gerçekleri yansıtır. Kalabalıklar içerisindedir ama sessizdir, kimsesizdir. Sokak lamba...

Kırılmalara Alışma Tabiri

Resim
 Hayat tüm inancınızla birine karşı duyduğunuz sevginin hüzne dönüşme sahnesidir. Ve hayat ilk kırıkların oluştuğu bir durakta tüm kırılmalara alışma tabiridir. Buna sebep olan durumu sorguluyorum. Ve yıllar öncesine küçük bir yolculuğa çıkıyorum. Uzaktan uzağa yakınlık duyduğum birine karşı nedensiz mesefaler girmeye başlıyordu aramıza, arada bir de aramızdaki bağın hiç kopayamayacağına dair bir inanç oluşuyordu içimde.. Garip kurduğum cümleler, düşlerimde ki o, yaşadığım tüm anılarım... Tarifine yetmiyor kelimelerim öyle bir tuhaflıkla doluyum. Hayat diyorum tecrübe kazanmak için yeterli bir zaman sunmuyor. Birine karşı duyduğunuz sevginin küçük kırıntılarla hüzne dönüştürüyor.  Bir yanım tüm hüznümle onda kalmayı beceriyor. Bir yanım da harabeye dönüşüyor hala ve sanırım ansızın bir sarsıntıyla kendimi derin bir enkazın altında buluyorum. İçimde bir felaket kopuyordu. En çokta onu incitiyordum orda... Şöyle söyleyeyim  "Ne kadar kırılırsanız kırılın, insan hep birine s...

YÜZÜNCÜ AD Kitap incelemesi

Resim
Yüzüncü Ad (inceleme) Tanrı' nın yüzüncü adını sadece bir kitapta okuyabilmek uğruna çıkılan yolculuk... "Tanrı onu bize daha açık biçimde söylemiyorsa, sonsuz bilgeliği,O' na, yolu yalnızca hak eden insanlara göstermesini öğütlüyor olmalıdır. Söz konusu ayet okunduğunda ( "Ulu Tanrı' nın adını yücelt") başka bir çok Kur'an ayetinde olduğu gibi çoğunluk anlaması gerektiği gibi anlayacak, oysa seçilmişler, sırrı bilenler Tanrı'nın onlar için araladığı ince kapıdan suzuleceklerdir içeri. Böylelikle yüzüncü adın var olduğunu ve Tanrı'nın onu aramamızı yasaklamadığını söyleyen bir tarikat lideri Mazandaranî' nin kitabına tam kavuşmuşken bir gaflet anında elinden kaçıran sahaf tüccarının, serüveni diyebiliriz bu kitaba. Şifreler işaretlerle yola çıkan bu tüccarın(Baldassare) kendi ile gelenekleri inançları arasındaki gelgitleri irdelenmesi "arayan bulur" öngörüsüne dayanarak çıktığı yolculukta başına gelenleri günlüğüne kaydetmesi ile ...

SUSTUKÇA SAVRULUYORUZ

Resim
“hayata direnebildiği oranda yaşıyor insan aslında.”ve herkes farklı yollarla gösteriyor direncini. Bağırabilen bağırıyor, yazabilen yazıyor; ikisini de yapamayanlarsa var gücüyle susuyor işte; oysa ki anlatacakları sadece birinin değil, belki de dünyada milyonlarca insanın yaşadığı bir hikaye. Adları, yüzleri, yaşları, yaşadıkları farklı da olsa kaderleri aynı olanların hikayesi… sustukça savrulanların hikayesi… hep birlikte az da olsa kulak verelim mi, bu dilsiz hikayeye? Biz; sahip olduğumuz her şey hep bizim kalacak sanıyoruz. Hiç; ama hiç kaybetmeyeceğiz. aklımızın köşesinden bile geçmiyor. Oysa yıllardır biriktirdiğimiz servetimizin kül olmasına bir kibrit yetiyor. Savruluyoruz. biriktirdiklerini dağıtmaya bir rüzgar yetiyor. Dağılıyoruz, kopup gidiveriyoruz. Kötü şeyler hep bir başkasının başına gelir sanıyoruz. Başımıza gelince anlıyoruz. Sobadan sızan gazda bir aile yok olup gidiyor. “vah vah” diyoruz. savaşlarda çocuklar ölüyor “kahretsin” diyoruz. Bir baba evladının cesedini...

Kalp kaç ritimle atar

Resim
Kalbimin ritmine bir nota daha eklemeye başlıyorum. Öğrenemediğim kaç duygu daha var. Kaçı güzel kaçı kaçamaklı bilmiyorum. Sadece biliyorum ki her günün başlangıcında ve her günün sonunda benden farklı bir ben oluyorum. Bazen kalbimdeki ritimler, birbirine karışıyor. Bazen de içime sığmaz olup göğüs kafesiminden dışarıya fışkırmak isteyişiyle sarsılıyorum.  Sahi kalp kaç ritimle atar biliyor musunuz? Kaçıncısında göğüs kafesimiz dolup taşar. Tüm duygular için bu böyle mi? Karşılaştığımız her duygunun ilk anı tarif edilir gibi değildir. Mutluluk barındırsın acı taşısın bir gerçeği var uyku kaçırır türden olur. Bazen de iyi bir başlangıç sanırsın ki aradan kısa bir zamanın ardında iç çekişmelere sebep olan engellerle karşılaşırsın... Bu tıpkı yeni tanışan iki insan gibidir. Önlerindeki engelleri göremeyip, hayatlarının genel bir taslağını oluşturmaya başlarken ikisinden birinin ölümcül bir hastalığının ortaya çıkması gibidir. Aksiler, hayatın her yerinde çelme takmayı hep başarırl...