Kayıtlar

Kalp kaç ritimle atar

Resim
Kalbimin ritmine bir nota daha eklemeye başlıyorum. Öğrenemediğim kaç duygu daha var. Kaçı güzel kaçı kaçamaklı bilmiyorum. Sadece biliyorum ki her günün başlangıcında ve her günün sonunda benden farklı bir ben oluyorum. Bazen kalbimdeki ritimler, birbirine karışıyor. Bazen de içime sığmaz olup göğüs kafesiminden dışarıya fışkırmak isteyişiyle sarsılıyorum.  Sahi kalp kaç ritimle atar biliyor musunuz? Kaçıncısında göğüs kafesimiz dolup taşar. Tüm duygular için bu böyle mi? Karşılaştığımız her duygunun ilk anı tarif edilir gibi değildir. Mutluluk barındırsın acı taşısın bir gerçeği var uyku kaçırır türden olur. Bazen de iyi bir başlangıç sanırsın ki aradan kısa bir zamanın ardında iç çekişmelere sebep olan engellerle karşılaşırsın... Bu tıpkı yeni tanışan iki insan gibidir. Önlerindeki engelleri göremeyip, hayatlarının genel bir taslağını oluşturmaya başlarken ikisinden birinin ölümcül bir hastalığının ortaya çıkması gibidir. Aksiler, hayatın her yerinde çelme takmayı hep başarırl...

Ahmed Arif Vay Kurban Hakan Eren Yorumuyla

Resim
Vay kurban Dağlarının, dağlarının ardı Nazlıdır Uçurum kıyısında incecik bir yol Gider dolana - dolana Bir hastan vardır, umutsuz Belki Ayşe, belki Elif Endamı kuytuda başak Memesinin, memesinin altında Bir sancı Bir hayın bıçak Ölüm bu, Fukara ölümü Geldim, geliyorum demez Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü Ya da seher, mahmurlukta Bakarsın, olmuş olacak Bir hastan vardı umutsuz Hasreti uykularda Hasreti soğuk sularda Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri İki mavi, kocaman korku çiçeği Açar, derin kuyularda Dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur Hiç akıl edip de düşünen var mı Gün kimin hesabına tutar akşamı Rahmetinden kim demlenir bulutun Hayırlı evlat makina nasıl canavar kesilir Kurdun, karıncanın rızkını veren Toprak nasıl ayartılır Yüz vermez topal öküze Ve almaz koynuna kara sabanı Sepetçioğlu'm kömür işçisidir Mavzer değil, kürek tutar Urfalı Nazif Mal, haraç - mezattır Can, pazar - pazar Kırmızı, ak ve esmer Yumuşak ve sert buğdaları Ya...

Müzik Tiklerimi Durduruyor

Resim
Bugün bir hikayemiz var. Hikayemize geçmeden önce kendim dahil herkese bir kaç soru soracam, doğrusu herkesin kendisine bu soruları sormasını isteyecem. İlk ne zaman hatırlamaya, anlamaya kendinizi fark etmeye başladınız? Mesela ben karanlık bir gece de kedilerin miyavlamasını milat kabul ediyorum. Öncesi yok bende küçüktüm, küçükler küçüklüğünü hatırlayamazlar. Etrafıma baktığımda iki kolum, iki bacağım, iki gözüm, iki kulağım bir de burnum vardı. Konuşmayı, görmeyi ve duymayı da biliyordum.  Bir çok şeye sahiptim diye düşünüyorum. Ve bu durumu hiç sorgulamadım. Neden kolum, bacağım, gözüm, kulağım yok diye hiçte düşünmedim. Hatta olmadığı için bu durumu yadırgamadım. Peki siz hatırladığınız o ilk andan beri mevcut fiziksel ve doğuştan gelen kalıtsal rahatsızlıklarını yadırgıyormusunuz? En önemlisi de sizden daha mantıklı, daha zeki daha inanç sahibi biri karşısında kendinizi aptal gibi hissediyor musunuz? Bu durum karşısında insanların size nasıl yaklaşmasını beklersiniz? Siz...

İçimizde Umut Var

Resim
İçimizde umut var. Papatyaların sevmelerine kanıyor içimiz. İlkbaharların sıcak güneşlerinin ardına sağanak yağmurlu bir duş alıyoruz. Temizleniyor kirimiz, biraz yoruluyoruz tabi, tatlı bir yorgunluk... İçimizde umut var. Toprak kokuyor etrafımız, nehirler her zaman ki gibi görkemli, kuşlar melodiler eşliğinde yine selamlıyor bizi... Gökyüzünde sonsuz mavi, içimiz dallarda açan çiçek taneleri... İçimizde umut var. Kaldırımları, sokakları, caddeleri yollarımızın kesişme ihtimali uğruna her an için bir adım atıyoruz. İçimizde umut var. Olurda aynı göğün altında, tüm güzel insanlarla aynı anlara talip oluruz diye... Sanırım insan denilince umudunu, sevgisini, herşeyini yitirmiş birşey canlanıyor kafamızda. Neden bu böyle? Biraz aksiliklerden olabiirim sanırım. Oysa tüm güzelliğiyle yaşayamayız hayatı, öyle aksilikler var ki her biri, "tamam bu sefer mutlu olacağım" dediğimiz yerde çelme taktılar, her seferinde yüzüstü çakıldık yere... Bu nedenle yarım kalan mutlulukl...

Turuncu Başlıklı Kız

Resim
Bazı günlerde birden gözlerimi açarak uyanırım. Üzerimden yorganı atar ve oturmaya başlarım. Gülümserim gülümserim ve ardından bir daha gülümseyip kahkaha atarım. Şarkı söyleyerek o nefret ettiğim yatak örtüsünü zevkle düzeltmeye başlarım. Hissettiğim şey tam olarak coşku, mutluluk ve heyecan. Hayır güzel bir rüyadan uyanmadım. Hatta rüya bile gördüğümü hatırlamıyorum. Bedenimi saran mükemmel bir enerji ile doluyum sanki. Aramızda kalsın ben biraz deli olabilirim.  Bu sabah ta öyle uyandım. Sanırım bugün hayatımın dönüm noktası. Evet kesinlikle tam olarak hissettiğim bu. Bugün harika şeyler olacak. Güzel uyanışımın bir anlamı olmalı değil mi? Yüzümü yıkadım kendime baktım ve sen efsane bir kadınsın dedim kendi kendime. Mutfağa geçip çay demledim ve caz müzik listemi açtım Louris Armstrong vardı listenin ilk başında. 2 yumurta haşladım tabağıma 3 tane yeşil zeytin yarım havuç, elma ve  biraz peynir koydum. Bunları yaparken dans ettim. Neşemse kat kat çoğalan çikolata şölen...

Basit Hataların Sarmaşıklarıyız

Resim
Zaman zaman basit hatalarla büyük bedeller ödeyen insanlar olmalıyız.  Zamanında yapmamız gerekenleri ertelemekten dolayı üzerimizde bişeylere geç kalmışlığın pişmanlığı var... Hepimiz iyi şeyler olsun diye bekliyoruz. Pek olmuyorsa beklediğimizden olabilir. Bazen de harekete geçmekte bişeyi değiştirmiyor olabilir...  Bazen de doğru insana gereği gibi şans verememenin bıraktığı acı bir tat var... Önümüze çıkan iki yolun uçuruma çıkan tarafını tercih ediyoruz. Ama uçurumlardan uçmayı bilmiyoruz. Hep düşüyoruz. Düşüyoruz ama ölmüyoruz. Ölumcül olmasada kalıcı izler taşıyoruz...  Aslında hepimiz attığımız her adımda tekrar tekrar düştüğümüz bir uçuruma sahibiz...  Bunun yanında heveslerimizin bizi sürüklediği, benliğimize ihanet edercesine affedemeyeceğimiz bir yanımız var... Gururdan öteye ihanet saydığımız adımların tümü buna dahil, kabullenemiyoruz işte... Herşeye rağmen iyi olmasını istediğimiz bişeyler var yine... Umut biriktiriyoruz: Yürürken, uyurken ve yaşa...

Acıyla Yüzleşmek

Resim
Çok defa tökezlediğimiz ve bir mücadele süreci olan bu hayatta çok isterdim, size her şey güzel olacak demeyi... Lakin üzülerek hayatın bu kadar kolay olmadığını hatırlatmak zorundayım. Bu nedenle kolay olarak sınıflandıracak kadar güzel hayal edemeyiz hayatı... Farkında olmak ve bunu başaramamak... Hem Farkında olacak kadar kolay olsaydı hayat... Muhtemelen herkes mutlu olurdu. Sizce de öyle değil mi? Hem mutsuzken insanlar denizin maviliği, papatyaların güzelliği, kısacası doğanın güzelliğini ne ifade edebilir. Sorunlarla mücadele etmek kolaydır denildi bizlere ama kimse kolaymış gibi davranmadı. Önce idrak etmek gerek sonra kabullenmek daha sonra harekete geçmek ve en sonunda güzel sonuçlanmasını beklemek belki dua etmek. Kısaca acı ve devamında gelen onca sıkıntı için genel geçer yol budur. Peki öğrendiğimiz şey ne? Bu yolculuk bize ne kattı? Tekrarı olursa ne yapmalıyım?  Kendi adıma beni en iyi anlayan insanın benimle aynı şeyleri yaşamış aynı zorluklarla mücadele etmes...