Kayıtlar

Turuncu Başlıklı Kız

Resim
Bazı günlerde birden gözlerimi açarak uyanırım. Üzerimden yorganı atar ve oturmaya başlarım. Gülümserim gülümserim ve ardından bir daha gülümseyip kahkaha atarım. Şarkı söyleyerek o nefret ettiğim yatak örtüsünü zevkle düzeltmeye başlarım. Hissettiğim şey tam olarak coşku, mutluluk ve heyecan. Hayır güzel bir rüyadan uyanmadım. Hatta rüya bile gördüğümü hatırlamıyorum. Bedenimi saran mükemmel bir enerji ile doluyum sanki. Aramızda kalsın ben biraz deli olabilirim.  Bu sabah ta öyle uyandım. Sanırım bugün hayatımın dönüm noktası. Evet kesinlikle tam olarak hissettiğim bu. Bugün harika şeyler olacak. Güzel uyanışımın bir anlamı olmalı değil mi? Yüzümü yıkadım kendime baktım ve sen efsane bir kadınsın dedim kendi kendime. Mutfağa geçip çay demledim ve caz müzik listemi açtım Louris Armstrong vardı listenin ilk başında. 2 yumurta haşladım tabağıma 3 tane yeşil zeytin yarım havuç, elma ve  biraz peynir koydum. Bunları yaparken dans ettim. Neşemse kat kat çoğalan çikolata şölen...

Basit Hataların Sarmaşıklarıyız

Resim
Zaman zaman basit hatalarla büyük bedeller ödeyen insanlar olmalıyız.  Zamanında yapmamız gerekenleri ertelemekten dolayı üzerimizde bişeylere geç kalmışlığın pişmanlığı var... Hepimiz iyi şeyler olsun diye bekliyoruz. Pek olmuyorsa beklediğimizden olabilir. Bazen de harekete geçmekte bişeyi değiştirmiyor olabilir...  Bazen de doğru insana gereği gibi şans verememenin bıraktığı acı bir tat var... Önümüze çıkan iki yolun uçuruma çıkan tarafını tercih ediyoruz. Ama uçurumlardan uçmayı bilmiyoruz. Hep düşüyoruz. Düşüyoruz ama ölmüyoruz. Ölumcül olmasada kalıcı izler taşıyoruz...  Aslında hepimiz attığımız her adımda tekrar tekrar düştüğümüz bir uçuruma sahibiz...  Bunun yanında heveslerimizin bizi sürüklediği, benliğimize ihanet edercesine affedemeyeceğimiz bir yanımız var... Gururdan öteye ihanet saydığımız adımların tümü buna dahil, kabullenemiyoruz işte... Herşeye rağmen iyi olmasını istediğimiz bişeyler var yine... Umut biriktiriyoruz: Yürürken, uyurken ve yaşa...

Acıyla Yüzleşmek

Resim
Çok defa tökezlediğimiz ve bir mücadele süreci olan bu hayatta çok isterdim, size her şey güzel olacak demeyi... Lakin üzülerek hayatın bu kadar kolay olmadığını hatırlatmak zorundayım. Bu nedenle kolay olarak sınıflandıracak kadar güzel hayal edemeyiz hayatı... Farkında olmak ve bunu başaramamak... Hem Farkında olacak kadar kolay olsaydı hayat... Muhtemelen herkes mutlu olurdu. Sizce de öyle değil mi? Hem mutsuzken insanlar denizin maviliği, papatyaların güzelliği, kısacası doğanın güzelliğini ne ifade edebilir. Sorunlarla mücadele etmek kolaydır denildi bizlere ama kimse kolaymış gibi davranmadı. Önce idrak etmek gerek sonra kabullenmek daha sonra harekete geçmek ve en sonunda güzel sonuçlanmasını beklemek belki dua etmek. Kısaca acı ve devamında gelen onca sıkıntı için genel geçer yol budur. Peki öğrendiğimiz şey ne? Bu yolculuk bize ne kattı? Tekrarı olursa ne yapmalıyım?  Kendi adıma beni en iyi anlayan insanın benimle aynı şeyleri yaşamış aynı zorluklarla mücadele etmes...

Hisler Evreni

Resim
Hislerin en gerçeği en acımasız olanı ile başlamak istiyorum, korku… Korkunun temelinde bilinmezlik vardır. Bu bilinmezlik neyle karşılaşacağımızı bilmediğimizle ilgilidir. En basite indirgeyecek olursak karanlıktan korkan bir canlı bulunduğu ortamda ne olduğu bilmediği ve tamamen hayal dünyasında kendisi var ettiği ve var ettikleriyle endişeler geliştiriren bir olgudur.  Aslında tüm duygular birbirinin içine gizlenmiş  gibidir. Ve aralarında kopulmaz bağlar var. Duygularımıza verdiğimiz isimler de hislerimizin yoğunluğuyla ilişkilidir. Ama aralarında hep ilişkiler vardır. Tıpkı heyecan, endişe ve korku gibi öyle derin bağlarla bağlılar bu mükemmel üçlü…  Neden mükemmel çünkü yapmak istediğiniz veya yapmaya yeltendiğiniz olayları yapıları olguları bu üçlü kontrol eder. Heyecan komut verir der ki; o kadar olumsuz düşünceye rağmen başarabilir miyim? Endişe devam eder; ya başaramazsam? Ve korku gelir hepsinin üzerine çöker der ki; kaç  durma kaç? Tüm bunlarla yüzl...

Farid Farjad Gittin Şiiri

Resim
Gittin ..... gelmelerinde gizli gidişlerin varmış aslında fark edememişim uçsuz buçaksız sandıgımız bu yol aslında dar bir sokaktan başka birşey değilmiş..... yan yana gelemeden,elinin sıcaklığı yüreğime işlemeden,gözlerin maviliğinde boğulmadan gittin... ne çabuk yoruldun oysaki... ben senin avuçunun içindeki yollarda kayboldum. kader çizgileri derlerdi,haklılarmış... benim kaderim ellerinde çiziliymiş... sen en çıkmaz yolummuşsun meger. ben seni bulmaya çalıştıkça kaybetmişim..... umarsız bir hastalık gibi yayılırken bedenime.. seni bir giz gibi susuşlarımda saklamışım...... kelimler yardım etmediğinde sana derdimi anlatmaya,bogazımdan bir düğüm çıkarmışım... sonra susamadım hiç..... sensizlikle konuştum ona dokundum. yagmurlu günlerin ıslaklıgını sensiz yaşadım... hani haberin olursa diye gözyaşlarımdan sensiz bu kadar aciz olduğumu görme diye hep yağmurlarda ağladım... aslındda gözyaşlarımın yanagımda yaptıgı yolu gör istedim o yoldan bi gün sende geç istedim, bir gün uyandığında...

Ömür Dediğin

Resim
Size küçük bir sır vereyim mi? Bütün hayallerimiz güzeldir. Bunun yanında derin izlerimiz var.  Bu derin izler hep hayallerimizin önüne perdeler çekiyor. Hal böyle olunca girişte sorduğum sorular anlamını yitiriyor. Yok bazılarımız hayal kurmaktan korkuyoruz. Çünkü kurduğumuz gibi olmuyor yaşantımız... Payımıza bir keresine keder düşmüştür. Ne yazıktır ki kurtuluşu olmayan bir yol görünmüştür. Biz bir keresine umudumuzu güzelliklerden yitirmişiz. Sonra güzel olan hayallerimizi duvarlar arasına hapsetmişiz. Ah biraz farkında olsak ne kadar anlamsız, ne kadar olduk olmadık şeyler için ne kadar anlamlı, ne kadar güzel şeylerden vazgeçmişiz. Yaşayacağımız üç beş günlük dünyada ne uğruna feda etmişiz güzel günlerimizi... İşin özü şu aslında duygularımızı ne köreltelim ne de heva edip yüceltelim. Her zaman orta yol olduğunun bilincinde olalım... Aksi halde ömür dediğimiz üç beş günümüzü acısıyla tatlısıyla, iyisiyle kötüsüyle anlamsız bir o kadar bir hiçlikle yitireceğiz. Siz en ...

İnsanlar Diyorum

Resim
Sonra aklımda kurduklarımın elde tutar bir tarafı olmadığını farkettim. O an durdum. İnanmak istemedim. Ve kabullendim.   İnsanlar mı değişiyor yoksa bir müddet sonra insanları gerçekten tanımaya mı başlıyoruz? En çokta bu soru kafamı kurcaladı. En çokta bu soru uykularımı kaçırdı. Aklımda kurgulandıklarıma gelirsem, ne bileyim insan böyle her şeyden uzak herşeyden berrak herşeyden saf herşeyden şeffaf hisle yaklaştığı insanlar karşısında malesef ki hayal kırıklığı yaşıyor. Malesef ki hiçte istediği kadar güzel sonuçlar elde edemiyor. malesef ki hiç bir şey istediğimiz kadar pamuk tadında olmuyor. Bu anı ilk yaşadığım andan beri artık hiçte eskisi kadar saf bir düşünceye sahip olamadım. İnsanlar resmen bana kötülüğü öğretmişlerdi. Malesef ki insanlar hakkındaki düşüncelerimde olumsuzluklar başlamıştı. Birazda onlar gibi olmaya başladım. Içime kin, öfke, nefret dolduruyordum ki. Bir an tak etti bende bir şeyler herkes gibi olsaydım. Ne farkım kalacaktı. "Herkes gibi...